Uzun zamandır CafeFernandonun browni tarifini denemek istiyordum.Yazının başlığı da Browni Dantel Giyer di zaten işin güzelliği buradaydı o muhteşem fotoğraflarla birlikte uzun uzun yapılış aşamalarını anlatmıştı nasıl tititzlenerek 3 kere çikolatadan dantel için uğraştığını ama yılmadan tekrar tekrar denediğini  dantel zor işti velhasılı ama ben okuduklarımdan bir ders çıkardım mı?Yoook deneyecektim ne kadar zor olabilirdi ki çikolatayı erit ve yağlı kağıda dök.Çikolatayı erittikten sonra koydum krema sıkacağına akıtmaya başladım o incecik dantel gibi olması gereken çikolatalar kalınkalın oluyordu sıkıcıdan akan çikolatalar ellerime bulaşıyordu en eğlenceli kısım buydu o canııım çikolataları silerek ziyan etmek olmazdı ben de afiyetle yedim ama o kadar çok çikolata vardı ki ortalıkta yemekle bitmeyecekti ben de evdeki krakerleri çikolatayla kaplayıp çocuklara süpriz yapayım dedim.Dantel mi dantel yalan oldu tabi benim browni değil krakerler çikolata giydiler ama onlarda çok güzel oldular.Gelelim tarife

Brownie için:
300 gram bitterkuvertür çikolata
150 gram tereyağı
105 gram un
35 gram kakao (KahveDünyasının Dark Kakaosunu Kullandım)
1/2 çay kaşığı tuz
300 gram toz şeker
5 adet büyük boy yumurta
2 çay kaşığı vanilya özütü(ben vanilya yağı kullandım)
Fındık kreması için:
400 gram fındık kreması (markette 400 gr.lık pakette Nesquikin fındık kremasını bulunca ölçme derdi olmasın diye onu aldım)
Çikolatadan Dantel için:
150 gram bittersweet (ben 100 gr. bitterkuvertür 50 gr. sütlükuvertür kullandım)

Yapılışı
Brownieyi yapmak için
1.Doğranmış çikolatayı ve tereyağını mikrodalgada en yüksek ayarda 2.5 dakika bekletin çıkarıp bir spatulayla karıştırın ve 30 sn.daha bekletin biraz soğuması için bir kenarda bırakın
2.Orta boy bir kaba un, kakao ve tuzu eleyin.
3.Yumurtaları ve şekeri yaklaşık 5 dakika yüksek hızda çırpın. Erimiş çikolatayı ve ardından vanilyayı ekleyip karıştırın.
4.Elenmiş unlu karışımı ekleyip bir spatula yardımıyla karışıma yedirin. Kalıba döküp üzerini düzleyin 175derecedeki fırında 30 dakika kadar pişirin.Geri kalan aşamaları ben danteli kullanamayacağım için yapmadım doğrudan fındık kremeasını hazırlamaya geçtim.
5.Fındık kremasını hazırlamak için fındık kremasını kabıyla beraber mikrodalga fırına koyup enyüksek ısıda 30 sanıye beklettim akışkan kıvam alınca da fırından çıkardım.Soğumuş brownienin üzerine döküp bir spatula yardımıyla düzledim,buzdolabına koyup yaklaşık 1 saat soğumaya bıraktım.

Şimdi de kahvemi yapacağım ve brownimin tadını çıkaracağım yemek isteyen buyursun gelsin acele edin ama yarın kurs var oraya da götüreceğim kalmayabilir benden söylemesi:))

Günlerdir bloggerda problem var sanıp canım fotoğraf makinam için yaptığım canıım çantayı paylaşamama sebep olan notebookuma tessüflerimi ileterek netbook dileğimi de yenileyerek başlıyorum yazıma.Efendim çantamın üzerinde ki bu küçücük kıza kırkyama dilinde Sun Bonet Sue adını vermişler adı beni ilgilendirmez ama kendisi çok güzel oluyor uygulandığı yerlerde mesela bu küçücük kızı fotokopicide büyütüp bebek battaniyesi yaptım yani anlayacağınız sınırsız kullanım alanı mevcut diğer çalışmlar yakında bugünlük karelerinin yanlış sayılması sonucu kalemlik olması gerekirken fotoğraf makinası çantalığına terfi eden bu küçümenle idareedeceğiz:))
Kursata bu haftaki konumuz önlüktü ancak ben abarttım tabi 3-5 tane diktim yakında onlarda karşınızda olacaklar...


Komşu Komşuya Yaşam Merkezindeki Devletşahın geçekleştireceği etkinliği duyunca gitmezsem olmaz deyip düştüm yollara ama bu yaklaşık 1 ay önceydi neyse biz pişirdik yedik içtik tembel ben bahsetmedim bundan hiç ama bu sefer öyle olmayacak içimdeki tembel ortaya çıkmadan oturdum bilgisayarın başına ve yazmaya başladım.
Komşu Komşuya Yaşam Merkezi Suadiyede ben ilerleyen günlerde anlatmayı planladığım Ümraniye keşfimden sonra son dakikada ulaştım koşarakçıktım merdivenleri neyse ki etkinlik başlamamıştı henüz tam sevindirik olup tabureme oturma hamlesi yaparken merkezdeki yetkili hanımefendi Nursen Hanım bende sizin etkinlik kaydınız yok demesin mi?Bende ki şoku düşünün artık ağzım bir karış açık bir süre orada kaldığımı hatırlıyorum kafamda birsürü şimşekle yaptığım korkunç yolculuğa mı yanayım,yetişmek için yaşadığım stres dolu dakikalara mı yanayım,parasını yatırdığım etkinliğe katılamayacağıma mı yanayım bilemedim neyse hemen eşimi arayıp izah ettim durumu o da dekontu mail yoluyla iletti de ben katılım eylemimi gerçekleştirebildim...İnsanın sürekli internet başında olan bir kocası olması da iyi oluyormuş:)))
Bu sefer ki etkinlik geçen aykine göre daha kalabalıktı ama Devletşah tarifleri ve ölçüleri iyi ayarlamıştı yaptığı bütün herşeyden tattık tatmak ne kelime doyduk bile.Tarifler çok pratik ve kolaylıkla bulunabilir malzemelerden oluşuyordu zaten temel olarak da pirinçli tariflerdi akşamdan kalan pilavları değerlendirebileceğimiz tariflerdi velhasılı Devletşah ve Gül Fatma (Devletşah kendine asistan yapmış) pişirdi biz de yedik.Üfff zor yaa bu blog yazarlığı yaz sil yaz sil olmuyor ki bu iş de mi yetenek istiyor nedir?Sen koskoca 4 nefis saat geçir ama yazmaya gelince yedik içtik bitti de olmuyor ki ama ben neyse de bu 4 saatte emeği geçenlere yazık değil mi kardeşim şimdii yapmamız gerekenler listesine bir madde daha ekliyoruz ve blog yazarlığı öğrenilebilcek birşeyse öğreniyoruz ve okurlara ve emekçilere haksızlık yapmakatan kurtuluyoruz Devletşah'a da teşekkürü bir borç biliyoruz.
Karttan pek okunmuyor onun için menümüzü ekleyeyim
Pirinçli Köfte(Devletşah üşenmedi hem fırında pişirdi hem kızarttı benim tercihim kızartılmıştan yana)
Pirinç Salatası
Pastırmalı Börek
Damla Sakızlı Sütlaç(kendilerinin fotoğrafı yok yemeğe o kadar konsantre olmuşum ki unuttum çekmeyi:)

Neredeyim ben?
Bu soruyu ben de soruyorum kendime son günlerde o kadar yoğun geçiyor ki günlerim yetiştirmem gereken projeler, yapmam gereken arkadaş ziyaretleri,deneyeceğim yemek tarifleri, gideceğim pazarlar ve alışveriş merkezler kocamaaan bir dağ gibi önümde duruyorlar nasıl eriteceğim ben bu dağı bilmiyorum battı balık yan gider diyerek sadece projelerimden biri olan bu battaniyeye yoğunlaşıp pembe kumaşlar arasında yuvarlanıp duruyorum anladım ki yaş kemale erince insan aynı anda iki işi hatta üç beş işi birden yapamaz hale geliyor sen işleri hale yola sokamayacağın duruma gelince işler seni hale yola sokar oluyor içinde bir yuvarlanma hissi içerisinde.Velhasılı kelam neredeyim: biraz evde, biraz çarşıda, biraz kursta, biraz mutfakta, ve çoğunlukla kumaşlarımın arasında geçiriyorum günlerimi bu yüzden sanal alemi az biraz ihmal edebiliyorum ama laf aramızda aklım hep burada.Kim ne yaptı,ne pişirdi,ne dikti ne paylaştı...
Fotoğraftakiler için ben sonunda battaniye olacak diyorum ama onlar son anda fikrini değiştirir mi değiştirmez mi bilemem yani ortaya ne çıkacağı meçhul
Bu arada hocamın dikkatine iş için kullandığım teyel iplikleri siyah değil laciverttir belirtelim de sonra azar işitmeyelim değil mi?




Malzemeler
3/4 su bardağı süt
1 yumurta (çırpılmış)
3 çorbakaşığı su
3 subardağı un
1 çorbakaşığı tereyağ (oda sıcaklığında)
1 tatlı kaşığı tuz
1 çorbakaşığı tozşeker
2 tatlıkaşığı instantmaya


1.Sıvı malzemelerinizi ekmekmakinanızın kabına koyun
2.Unu serpiştirek dökün ki sıvı malzemelein üzeri kapansın
3.kabın bir köşesine maya ve şekeri diğer köşesine tuzu ve tereyağını koyun
4.Normal ekmek programında çalıştırın.

Karşınızda dönemin ilk işi uzun uğraşlar sonucu bitti şimdi de alıcısını bekliyor.



* 4 olgun armut, kabuğu soyulmuş ve küçük küçük doğranmış
* 3/4 su bardağı toz şeker
* 1 tatlı kaşığı taze sıkılmış limon suyu
* 100 gr.tuzsuz tereyağı
* 1/2 su bardağı esmerşeker
* 2 yumurta
* 1 tatlı kaşığı vanilya özü
* 1/2 su bardağı ekşi krema (tarifi aşağıda)
* 1/2 tatlı kaşığı tarçın
* 1/2 çay kaşığı toz zencefil
* 1/2 tatlı kaşığı taze muskat rendesi
* 1 paket kabartma tozu
* 1/2 tatlı kaşığı karbonat
* 1/4 çay kaşığı tuz
* 1.5 su bardağı un
* krem peynir sır (tarifi aşağıda)


1.Armut limon suyu ve toz şekeri karıştırıp ortaboy tencerede armutlar yumuşayıncaya kadar pişirin soğutun
2.Yumurta ile esmerşekeri çırpın.Vanilyaözü ve ekşi kremayı(1/2 su bardağı süte yarım limonun suyunu sıkıp 10 dakika oda sıcaklığında bekletin) ekleyip çırpın
3.Unu eleyin bütün baharatları kabartmatozunu karbonatı tuzu ekleyin çırptığınız yumurtaya ekleyin iyice çırpın son olarak da pişmiş ve soğumuş armutları ekleyin.
4.175 dereceli fırında pişirin.


Krempeynir Sır


3 yemek kaşığı krempeynir
3 yemek kaşığı tuzsuz tereyağ
1+1/3 su bardağı pudraşekeri
1/2 tatlı kaşığı vanilya özü
3-4 yemek kaşığı krema
Bütün malzemeler oda sıcaklığında olmalıdır

Krema hariç tüm malzemeyi çırpın sürülebilir bir kıvam elde edene kadar krema ekleyin ve soğumuş kekin üzerine sürüp servis edin.















Baharatlı İncir Reçeli
Tarif Simpley Recipesten alınmıştır

1,5 su bardağı dilimlenmiş taze incir
1/2 doğranmış portakal (kabuğu soyulmuş)
1,5 su bardağı toz şeker (isterseniz azaltabilirsiniz)
1,5 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi
3 yemek kaşığı limon suyu
1/4 çay kaşığı zencefil
4 tane karanfil
1/4 çay kaşığı tarçın
1/2 çay kaşığı tereyağı

Bütün malzemeleri mikrodalga fırında kullanalıbilen derin bir kaba koyun.30 dakika bekletin.Mikrodalga fırını en yüksek sıcaklığa ayarlayın 15 dakika pişirin.15. dakikanın sonunda reçelden bir kaşık alıp bir tabağa koyun kıvamını kontrol edin ve gerekirse 1-2 dakika daha pişirin kavanozlara koyun.

Pişerken oluşan koku muhteşemdi eğer aşure yaparken portal kullananlardansanız reçelin tadı size tanıdık gelecektir.Bu tariften 2 küçük kavanoz reçel çıktı.Tariflere bakarken bir kaç sitede tarife biberiye de eklendiğini gördüm biberiye tadını seviyorsanız siz de ekleyebilirsiniz.Tereyağının reçelde ne işi var diye düşündüm ama bulamadım ben her ihtimale karşı koydum ancak önce unutmuştum pişme süresinin bitmesine yakın aklıma geldi ekledim eklemeden önce tadına bakmıştım varlığı ve yokluğunun tadına hiçbir etkisi olmadı ben de mikrodalga fırında pişirildiği için eklendiğini düşündüm.
Portakal mevsimi olmadığı için aldığım portakalların pek tadı yoktu portakal zamanında da taze incir bulamayacağız bu ikiliyi bir araya getirmenin yollarını arıyorum.


Limonlu Lavantalı Kek
The Macrina Bakery Cookbook and Fresh From The Ovendan uyarlanmıştır.

Kek
1 tbsp kurutulmuş lavanta
4 cup un
1 tbsp kabartmatozu
1/2 teaspoon karbonat
1/4teaspoon tuz
200 gr oda sıcaklığında tereyağı
2+1/4 cup şeker
3 tbsp limon kağu rendesi
5 yumurta
1/4 cup taze sıkılmış limon suyu
1 cup çırpılmış yogurt

Üzerine
1 cup pudra şekeri
2 tablespoons taze sıkılmış limon suyu
1 teaspoon kurumuş lavanta
süt

Yumurta ve şekeri iyice çırpın.Limon suyunu,limon kabuğu rendesini,kurutulmuş lavantayı,yoğurdu,tereyağını ekleyip çırpın.Ayrı bir kaba unu,kabartma tozunu,karbonatı,tuzu eleyin.Elenmiş un karışımı ile çırpılmış yumurta karaşımını birleştirip tekrar çırpın malzemeler iyice karışınca yağlanmış ve unlanmış büyükçe bir kek kalıbına dökün 175 dereceli fırında 1 saat pişirin.1 saatin sonunda keke batırdığınız kürdan ya da çatal temiz çıkıyorsa fırından çıkarın eğer kürdan temiz çıkmazsa 10 dakika daha pişirin.
Fırından çıkan keki soğumaya bırakın soğuduktan sonra ince bir bıçak yardımı ile kalbın kenarından gevşetin ve servis tabağına ters çevirin.
Üzeri için ise pudra şekeri,limon suyu ve kurutulmuş lavantaları çırpın eğer sürülecek kızamda değilse süt ekleyerek bu kıvama getirin soğumuş kekin üzerine sürün.

Tarifi aldığım yerde bu kekten kahve keki olarak bahsediliyordu biz de kekler kahve keki çay keki diye ayrılmazlar biz çayla yedik ve gayet güzel oldu yoğun bir limon aroması vardı kekin.Ekşiyi sevmeyen ben bile afiyetle yedim bukadar limonla bu kek ekşi olur diye düşünmeyin hoş ve lezzetli bir kek olmuştu kendim yaptım diye söylemiyorum:))

Gelelim cup,tbsp,teaspoon mevzusuna bunlar da yine bizde olmayan ölçüler cup su bardağından biraz daha büyük bir bardak ölçüsü bizim normal su bardaklarımız 200 ml. su alıyor cuplar ise 240 ml. aradaki fark bu 40 ml.lik fark tbsp çorba kaşığı ölçüsüne teaspoon ise tatlı kaşığı ölçüsüne denk geliyor ben ekmek yapma makinamın ölçülerini kullandım ama artık hemen hemen heryerde üzerinde cup,tbsp ölçüsü olan ölçü kapları ve ölçü kaşıkları satılıyor yedek kaşıklarımı İkeadan oldukça uygun fiyata satın almıştım.Ölçüler hakkında daha ayrıntılı bilgi için googla danışırsanız eminim seveseve yardımcı olacaktır.:))

Eşimin arkadaşları ile ramazanda karar verdiğimiz üzere bugün 1001 İcat Sergisine gitmek için biz de kahvaltıdaydık bu sabah cevizli ekemek yaptım kapaklı kaplarda da frambuaz ve böğürtlen reçelleri vardı görmek ve tatmak için rezarvasyon yaptırmanız gerekiyor:))


Sultanahmet Meydanı'ndaki bir çadıra kurulmuş sergi çadıra girdiğimizde seyretiğimiz kısa bir filmle başlıyor.İslam medeniyetinden alimler tarafından yapılan keşiflerin günümüze etkilerini anlatıyor bu kısa film zaten sergi de bu filmde adı geçen kişilerle ve yaptıkları ile ilgili standlar kurularak ziyaretçilerin sesli ve görüntülü şekilde bilgilendirilmesi sağlanmış ayrıca bu standlarda çocukların dikkatini çeken düzenekler kurularak her yaştan ziyaretçiler düşünülmüş.
Ziyaretçilerin dikkatine hafta içi nasıldır bilemem ama biz pazar günü gittiğimiz için çok kalabalıktı uzun uzun gezemedik bence haftaiçi gitmek engüzeli yok ben israrla pazar günü gideceğim diyorsanız kapıdaki kalabalık gözünüzü korkutmasınız içeriye girmek için çok sıra beklemek zorunda kalmıyorsunuz sıra çabuk geliyor.Çıkıkmadan kurulan alanda da alışveriş yaparak bu sergiyle ilgili dvd ve kitap küçük objeler satınalabilirsiniz.
www.1001icat.com adresinden de gerekli bilgileri alabilirsiniz

Akşemsettin Hazretlerinin türbesini ziyaret için gittik Göynük'e ve hayran kaldık temizliği bakımlılığı ile bizden tam puan aldı ve aklımıza Göynük mü Safranbolu mu sorusunu getirdi.Belediye başkanını tebrik etmek lazım kısıtlı bütçe çok işler yapmış.Hayatımda ilk defa klima ile havalandırılması sağlanan türbe gördüm türbellerin o kendine has içeri giren çıkan insanların ayakkokusu nedeni ile oluşmuş ekşimsi kokusu yoktu gelen ziyaretçilerin okuması için konulmuş kuran cüzleri de diğer türbelerle bir örnek olarak kadife kumaşla kaplanmıştı küçük ayrıntılar ama hoş ayrıntılar.
Göynük gezisinden önce yaptığımız yayla pikniği,sonrasındaki Taraklı turu ve o güzel balkonda serin serin yenilen akşam yemeği için Uzun Ailesine teşekkürü bir borç biliriz.


Ramazan geldi geleli bir tembelliik var üstümde sadece yemek yapıyorum gün içinde ve tarifler için de sürekli yemek günlüklerinde geziniyorum bütün gün tarif arıyorum kaydediyorum yazıyorum ve deniyorum ve fotoğraflarını çekiyorum.Gezdim gezdim ve kıskançlık damarım kabardı ve benim neyim eksik ben de yemeklerimin resimlerini çekip pekala günlüğümde paylaşırım dedim ama kazın ayağı öyle değilmiş yemeği dene,fotoğrafını çek(ki benim fotoğrafları sayfama eklesem insan yemekten soğur ama azmettim öğreneceğim yemek fotoğrafı çekmeyi)tarifi yaz,sonra tarifi ekle yok öyle kolay iş değilmiş.Neticeyi kelam bu işin tek karı yemek defterime yazabileceğim bir çok tarifim oldu denedim tattım ve yorum bıraktım yakında tekrar yapıp adam gibi fotğraflarını çekeceğim ve burada yayınlayacağım dedim ya Benim neyim eksik bu hatunlardan ben de yemek yaparım ben de yayınlarım:)))Azmin elinden ne kurtulmuş...
Başlık resim ve içerik ayrı telden çalıyor diye düşüncelere garkolunmasın diye asıl mevzuya geleyim.vizyona girdiği dönemde gitmeyi çok istedik eşimle beraber ama bir türlü gidememiştik ve dün kanallar arasında gezerken bir de baktık ki d smartta yayınlanıyor bizim film başladık seyretmeye ve sinemada da seyretmek isterdim çok güzel bir filmdi.Eğlenceliydi özellikele Sherlock Holmes ve Dr. Watson arasında geçen sürtüşmeler,eski Londraya ait sahneler için seyredilmeye değer bir film.Her sahnesinde büyük bir ekiple çalışıldığı belli oluyordu baştan sona ilgiyle seyrettik ve sürekli gösterilen 221/b kapı numarası bize gidip müzeyi gezme hevesi uyandırdı eminim gitsek orada bir müze buluruz yapmıştır gavurlar:))
Tembelim diyordum ya işte tembellik bu yönden iyi oluyor tembel tembel oturuken arada güzel filmlere ya da ne zamandır izlemek istediğin denk gelebiliyorsun.En sevdiğim dizilerin başında csı:newyork gelen birisi olarak diye bilirim ki Sherlock Holmes bu diziye çokşey katmıştır.Otorite konuştu:))neyse efendim ben de dsmart yok diyenler için iyi bir haber ise bu filmin dvdsi çıkmış bulunuyor edinilmeli ve arşivdeki yerini almalı bence bilmem mesaj gitti mi yerine..
Son olarak da acemi ve beceriksiz günlük yazarlarını düşünerek sürekli kendini kopyalayan bloggera saygılarımı sevgilerimi tebriklerimi iletirim efendim yazının ortasında nasıl becerdiysem sayfayı kapattım ve yazdıklarım gitti diye kendime kızarken bir de baktım ki bloggerım kayıt etmiş bile beni ne büyük dertten kurtardı.

Seneler önce gitmiştik eşimle beraber kızkardeşimin Ilgazdaki devresine ben aralarda cocuklarla beraber gitmiştim bir kaç kere daha ama eşimle birlikte 10 yıl aradan sonra tekrar Ilgazdaydık.Oksijen yeşillik ahududu dolu kalabalık bir tatil geçirdik ailenin bütün bireyleri ayrı ayrı eğlendik oksijene doyduk İstanbulun sıcaktan piştiği bu dönemde biz serin 1 hafta geçirdik Ilgaz Dağlarındaki tesiste.

Burası da kaldığımız güzel ev.


Vee işte anneler günü için diktiğim çantalarla karşınızdayım.Satın almak ve annenize özel bir hediye vermek istiyorsanız pasajıma beklerim.
http://nurseny.pasaj.com

Günün iki önemli haberi var ilki Bugün İpek ile Erdem'in doğum günü ve kalabalık bir parti olacak akşam.Biz Erenle doğum günü kutlamasını unutup igudesman konseri için planlar yaptık ama sağolsun teyzemiz izin verdi bize konser saatine kadar doğumgünü kutlamalarına katılıp oradan da konsere gittik.
Crr deki konserlere hep gitmek istemişimdir ama nasip bu akşamaymış.Sağolasın Abidin.Eğlenceliydi de konser ancak Eren istediği sahneyi çalmadılar diye çok mızıldandı hatta konserin sonunda başladı ağlamaya.Etraftakilerde yazık çocuğa ne kadar beğenmiş bitti diye ağlıyor herhalde diye düşünmüşlerdir ne bilsinler bizim keçinin derdi başka.


Eren güne dürüm yemek istediğini belirterek başladı rüyasında gördü sanırım.Biz de aile meclisini toplayıp önce parka gidip frizbi oynamaya sonrasında da dürüm yemeye karar verdik.
Frizbi nerede çocuklar peşinde
Dürüm nerede midede:)


Kızkardeşimin liseden arkadaşları ile Galata Kulesine gideceklerini duyunca İstanbulda olup da daha önce hiç gitmemiş olmanın utancı ile 'Ben de geleceğim sizinle' dedim.Sabah 8,30 da durakta buluşmak üzere sözleştik.
Bizim Bera her sabah 8 dedimi kalkardı ama bugün erken çıkmamız lazım ya kalkmadı bir türlü.Ben de cebren ve ile hile ile kaldırdım onu yataktan.
'Kalk bak seninle Galata Kulesine gideceğiz çok eğleneceğiz.'dedim
Otobüs durağında teyzesi ile buluştuk ve teyzesi ona 'Nereye gidiyorsun?' diye sorunca uyku sersemi beni nasıl dinlediyse'tatlı kuleye gidiyorum' dedi
Karaköyde indik otobüsten ve arkadaşlarla buluşup yürüdük kuleye kadar hava güneşliydi yolda gördüğümüz mağazaların vitrinlerine baka baka ilerledik ve bir vitrinde ipekböceği kozaları gördük:Bizim çılgınlardan biri hemen içeri girdi ve çocuklarına götürmek için bir tane koza aldı Bera da sayesinde bir ipek böceği kozasını yakından görmüş oldu.


Kuleye gelince iyi bir haber aldık giriş ücreti 10 liradan 5 liraya düşürülmüş biletlerimizi alıp asansörele çıktık kuleye.Muazzam bir manzara var ama kalabalıktan zor yürüyerek zarzor fotoğraf çekerek tamamladık turumuzu.Dikkatimi çeken etraf apartmanlardaki çatı katı ve balkon düzenlemeleriydi.Sanırım yabancılar satın almış ve güzelce restore etmiş oturuyorlardı İstanbulun en güzel semtlerinden birinde.


Oradan çıkıp yakınlardaki Mevlevihaneyi gezme girişimlerimiz restorasyon çalışması nedeni ile sonuçsuz kaldı.Biz de Bera ile gruptan ayrılıp İstiklal Caddesi turumuza başladık kahvaltımızı ettik.Meydandaki kuşlarla oynadık.


Yorgun argın otobüsümüze bindiğimiz de Bera uyudu ve durakta inmek için uyandırmaya çaışırken sert sert 'Anne yaaa sen de bugün beni birahat bırakmadın ki uyuayım'diye çıkışmaları eşliğinde indik otobüsten.
Havaların ısınması ile yapmayı düşündüğümüz gezilerin ilki böylece sonuçlanmış oldu.Diğer gezilerimizde abimiz ve kuzenlerimiz de yanımızda olur inşallah.


Bizim ağacın halleri hiç bitmeyecek gibi...


Bahçemizdeki ağaç kardan sonra böyle gözüküyordu.


Kursa başladığımdan beri ilk defa tamamına erdirdiğim işim.Mutfakta kullanmayı düşündüğüm bu paspası 2 hafta gibi kısa bir sürede bitirdim.Darısı haftalar geçmesine rağmen bitmeyen işlerimin başına.
Pasaj sosyetesine katıldım artık oraya da beklerim.
Pasajım için tıklayınız.

Sabah kalktığımda bahçedeki ağacın yağmur damlaları ile olan birlikteği beni oturduğum yerden kalkıp resim çekmeye zorladı.Malum makinamız da yeni deneyip duruyoruz daha iyi fotoğraflar çekmek için çektikçe öğreneceksiniz diyor işin uzmanları.Biz de çekiyoruz bakalım...

Erenin gittiği resim kursunun sabah da başka bir grubu var.Biz de bu gruptaki güzel insanlarla vakit geçirelim diye kursa yarım saat erken gidiyoruz ve onların çalışmalarını seyrederken muhabbet de ediyoruz.Bu sabir ve tevazu timsali bir amcamız da Erenin eline verdi fırçayı ve boya bakalım istediğin gibi dedi.Ben tabii ki ağlamak istiyorum sayın seyirciler moduna girdim hemen oğlumun elinde fırça tuval başındaki haline ağlamak yerine teşşekkür etmek istiyorum sayın seyirciler Erene Şükrana Erdoğan Beye ve Fatih Hocamıza ...
Ve ayrıca kızmak istiyorum makinasını yanında taşımayıp da bu anı telefon kamerası ile ölümsüzleştirmek zorunda kalan bana...

Erenin kursundan sonra küçük bir kaçamak ve hediye
Başlamak bitirmenin yarısıdır derler ama ben bu çanta olacak çantaya başlayalı yaklaşık 2 ay oldu ama hala bitiremedim bende mi bir sorun var çantada mı :)
Eren resim kursuna başladı ya biz de ilk fırsatta Hocamızı mekanında ziyarete gittik Berayla Eren okuldaydı çünkü. AsmalıMescitteydi atölye ama biz epey bi aradık ama sonunda kurstan diğer arkadaşlarla (Şükraaan demeden geçmeyeyim)buluşunca kolayca bulduk ve resimleri incelemey başladık koyu bir sanat muhabbeti ile beraber.Sonrasında hocamızı da yanımıza alarak malum Beyoğlundayız sanat konuştuğumuz yeter biraz daha sanat görelim deyip sergi salonlarnı gezdik ve vedalaaşıp ayrıldık.Akşamında ise Ereni teslim ettiğimiz Esrada tamamladık.



Güne dip not:-Ben Türkçe biliyorum apla.
- ....&/)/%





Hacdan gelen bir arkadaşımı ziyarete gittik bacımla bugün.Hanıma biz kısa süreli oturacağız sakın kendini yorma dedik ama dinler mi bizi döktürmüş de döktürmüş en son olarak da bu tabağı getirip bize bakın bakalım bunlar ne kurabiyesi dedi biz şöyle bir inceledik sonunda karar verdik bunlar kurabiye taklidi yapan un helvalarıydı ve tatları da görüntüleri kadar güzeldi.Eline sağlık Gülşen ve darısı başımıza...
Eren bugün Eyüpteki Caferpaşa Medresesinde resim kursuna başladı.Ressam Fatih Sarmanlı veriyor dersleri.Çocuklar için olan dersler pazar günü saat 12.30 da başlıyor ve 16 ya kadar da devam ediyor.Ben de onunla beraber çiziktiriyorum seneler sonra kalemi eline almak da varmış.Sabahları da büyükler için var dersler.Aslında arkadaşım gidiyordu bu kursa gidip ortamı çok beğenince bir de çocuklar için de derslerimiz var denince ben de bu sabah tuttum Erenini elinde doğruca Eyübe giitm.Güzel bir pazar öğleden sonrası idi Eren de sürekli bir mırıltıyla beraber resim yaptı tüm bu saatler boyunca bakalım ne kadar devam edecek ve ne kadar ilerleme kaydedecek.

Evin reisine dünden söz verdiğimiz için evde oturduk
Yılın ilk gününde İstanbul kazan biz kepçe güne kahvaltı için Altunizadedeki Bağ Pastanesinde başladık çok güzel bir yerdi özellikle çoluklu çocuklu aileler için güzel bir oyun odası hazırlamışlar bizim keratalar büyüdüler ya Mehmet Berki de yanlarına alıp başka masada oturdular bizde yanlarında ki masada oturduk mis gibi çay eşliğinde kahvaltımız yaptık.Sonra da modaya uyup oradaki taşlara ailecek ismimizi yazdık.Aksesuar olarak konulan çakıl taşlarına pastaneye gelen çeşitli çap ve ebatlardaki sevgililer arkadaşlar isimlerini yazmışlardı biz kusur mu kalsaydık.:)

Karnımızı doyurduktan sonra pazar kahvemizi içimek için Çengelköyde oturan bir akrabaya gittik.Oradan yakındaki bir alışveriş merkezine geçtik ama orası bizi kesmedi bir de Optimuma gidelim dedik gittik ama çok kalabalıktı gezdik dolaştık acıktık ve Kartalda DönerciAliUsta varmış oraya gittik ve tabi çok yorulduk bu kadar gezmeye akşam çayımızı Üsküdarda içtik ve eve gitmek için hazırlanırken Erenin 'Ben Mehmet Berklerde kalabilir miyim'sızlanmaları sonucu aile meclisinin kararı ile ve amcasının 'ben onu yarın getiriim' demesi üzerine kalabilirsin dedik ama nasıl dedik bir de bana sorum çünkü Eren ilk defa bizden uzakta biryerde kalacaktı(ya da biz Erenden uzakta)ama o kararımıza o kadar mutlu oldu ki bize de sesiz sakin kaderimize boyun eğmiş şekilde evimize dönmek düştü.