Sömestr tatilinin sonuna doğru yaklaşıyoruz evdeyiz canımız sıkılıyor çocukların istedikleri ve sevdikleri bir şeyler pişireyim de onları biraz olsun mutlu edeyim dedim.Denemeyi düşündüğüm bir tarifi bir kaç değişiklik yaptım yoğurdum Bera şekil verdi ben de kızarttım.Kızarttığımız hamuru nutellaya bulayıp süsleyince bayıldık görüntüsüne fotoğrafını çektik hemen ve sen hamur kızartmasısın havan kime nedir bu kekpop havaları dedik ve tarifini de ekledik instagrama bloggera amme hizmeti niyetine umarım denersiniz ve siz de beğenirsiniz sizin de havalı hamur kızartmanız olur.

Yumuşacık Pofuduk Hamur Kızartması 

Malzemeler
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 su bardağı süt
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • Aldığı kadar un (Çok sert hamur olmayacak)
Kızartmak için:
  • Sıvı yağı
Hazırlanışı:
Yumurta,yoğurt,süt ve tuz bir kaba alıp,çırpın anacığım.Kabartma tozu ve karbonatı koyun ve yavaş yavaş şekilde unu ekleyip yoğurun bir güzel.Hazırladığınız hamurun üzerini örtün ve yarım saat güzelce dinlendirin.Yarım saat sonunda hamuru tezgaha alın.Masa,sofra da olur artık hangisini kullanıyorsanız. Hamurun altına ve üstüne un serpip merdaneyle açın.Serçe parmak kalınlığında bir hamur açtıktan sonra kalıp veya bardak yardımıyla kesin.Kızgın yağda hamurları altı üstü kızarana kadar pişirelim ve sıcak sıcak mis gibi yiyin.Bal,reçel,peynir,nutella ne isterseniz onu da eşlikçi yapın.

 

 İnstagram hesabımda  kahveli-kitaplı-çikolatalı  paylaşımlarımdan sonra sık sık duyduğum mazisi daha eskilere dayanan sorunun cevabı için oturdum bu akşam bilgisayarın başına,uzun zamandır yazmak istediğim bir mevzuydu kısmet bugüneymiş hem yazarım hem de içimi dökerim.Kitap okumanın önemi ve faydaları ile ilgili bombardımana tutulduğumuz,okumayan bir toplum haline geldiğimiz söylemlerinin ayyuka çıktığı(aslında haklılar da),okumayanların okuyanlar tarafından eziklendiği (buna da hakları yok bence) bu dönemde yazım umarım içinizi ferahlatır ve size yol gösterici olur.

    Kendimi bildim bileli demeyeyim de okumayı bildim bileli çok ama çok sevdim okumayı bir ihtiyaç olarak gördüm hep,okumadan geçen zaman benim için boş geçen zamandı,okumayan insanları anlayamıyordum şimdi kabul ediyorum ki ukalalık ediyormuşum.Çünkü okumayı sevmek bence bir yetenek değil bir lütuf bu yüzden ben çok şanslıyım ve siz de biraz çabayla bu şanslılar kervanına girebilirsiniz biraz çabayla içinizdeki kitap okuma sevgisini ortaya çıkarabilirsiniz.


   Yazıma okuma serüvenimi anlatarak başlayayım.Benim ve kardeşlerimin kitap okumasını çok isteyen,bunu desteleyen ve okumayı bütün çocuklarına daha okula başlamadan  öğreten bir babanın kızıyım ben(çok şükür).Pendik Çarşı Camisinin altında ki bir kitapçıyla anlaşmıştı ve biz okudukça eskileri geri alıp yenilerinden de ücret almayan bir kitapçıydı bu(bilmiyorum hala duruyor mu orada).Her şey bu kadar güllük gülistanlık değildi zira babam bizi ne kadar destekliyorsa annem de o kadar köstekliyordu;onun gözünde kitap okumak dünyanın en lüzumsuz işiydi bu iş için harcanan zaman boşa geçen zamandı,temizlik ve yemek yapmıyorsan eğer el işi yapmalıydın kitap okumak ne de lüzumsuzdu.Onun o baskıcı tutumundan dolayı okuyabilmek için babamın  işten gelmesini bekliyordum çoğunlukla ya da baskı altındaki diğer kitap severlerin yaptığı gibi geceleri gizlice okuyordum.Tatillerde de okumak bir zulümdü benin için zira annemin pek sevgili akrabaları da aynı kafada olduklarından elimde kitap gördükleri zamanlarda hamam böceği görmüş gibi olurlardı ve bunu da bakışlarıyla bana  hissettirirlerdi onların gözünden bir farkım yoktu bu böcükten. Ayol evlenme çağına gelmiş bu kız,kitaplarla işi ne?Zaten bir de lise okutuyorsunuz ne ayıp,aman sakın bir hata yapıp da üniversiteye yollamayın mealli tavırlar sergiliyorlardı. Allah'tan babam bu lafları kulak arkası etti ve üniversite hayatım başladı da okuma serüvenim daha da hızlandı.Artık etrafım kitaplarla çevriliydi arkadaşlarım hocalarım kitaplarını paylaşma konusunda çok cömertlerdi ve ben de anfide,sınıfta,tramvayda.trende her yerde okudum da okudum.Seni bırakalım da bize geçelim dediğinizi duyar gibiyim tamam hadi başlayalım kendimce denemenizi istediklerime:

  1-Tarzınızı belirleyin: Bence okumanın önündeki en büyük engel ne tür kitaplardan hoşlandığınızı bilmemenizdir. Ben herkes için yazılmış onun ruhuna hitap edecek bir kitap olduğunu düşünüyorum siz henüz onu okumadınız önemli olan bunu bulmak.Tarzınızı bulana kadar da okumalısınız,aramalısınız,denemelisiniz sonrasında isteseniz de okumadan duramayacaksınız.Polisiye mi,ütopik mi,romantik mi acaba hangisi?



   2-Bir kitap okuma grubuna katılın: Motive edici güç olmasından dolayı tavsiye ediyorum bu tür grupları okumak zorunda olduğunuzu hissedip hiç olmazsa ayda bir ya da grubunuzun belirlediği süre zarfında bir kitap okumuş olursunuz.Hem tarzınızı belirlemenize de yardım eder bu gruplar.Benim katıldığım gruplardan birinde hiç okumam dediğim kitapları bile bayıla bayıla okumuşluğum var tecrübe konuşuyor yani.Sonrasında okuduğunuz kitap hakkında konuşmak ve fikirlerinizi paylaşmak sohbet muhabbet de işin artısı.


  3-Kısa zaman boşluklarını kaçırmayın:Zamanın nasıl geçtiğini anlamadığımız saatlerin yetmediğini düşündüğümüz bir dönemdeyiz işin garibi ise teknolojinin sayesinde işlerimiz çabuk bitiyor ama biz yine de zamanın yokluğundan şikayet ediyoruz(aslında bu başka bir yazının konusu olacak bir mevzu).Aslında hem şikayet ediyoruz hem de televizyon karşısında,internette bir sürü boş zaman geçiriyoruz.Bura da çuvaldızı kendime de batırıyorum.Bu koşturmacanın içinde farkında olmadığımız bir sürü boş zamanımız da var aslında,otobüste,küçümenin okuldan çıkmasını beklerken,büyük keçinin spor dersi için beklerken,alışveriş canavarı arkadaşın kıyafetlerini denemesini beklerken uzayıp gider bu liste.Benim boşluğum ise çocukları okula göndermek için kalktığım zamanda,ikisinin evden çıkış zamanlarının arasında upuzun bir yarım saat var dakikada 1 sayfa okuduğumu hesap edersek bu günde en az 20 sayfa eder ortalama bir kitabı da 200 sayfa farz edersek 10 günde 1 kitap biter ayda da 3;az mı? İşte benim en büyük sırrım bu boş vakitleri hiç kaçırmamaya çalışıyorum.

    4-Kitap sığacak büyüklükte bir çanta edinin:Neden mi hem alışveriş canavarı arkadaşınızla dışarı çıktığınızda takmanız için hem de bir üst maddedeki listelenmiş boş zamanlarda aaah bir kitap olsaydı yanımda keşke dememek için tabii ki.



     5-Müzik listesi yapın:Kitap okurken etrafınızdan soyutlanmanız için önemli bu liste içeriği de önemli aslında bence türkçe sözleri olan şarkılar olmamalı mesela ben dinlerken bir de bakıyorum ki başaka alemlere gitmişim;hatta söz bile olmamalı yabancı dilde olanları da dinlerken acaba ne anlatıyor diye düşünmekten okuyamıyorum,gıy gıy iç bayan  müzikler de olamalı kitap okuyayım derken uykunuzun gelmesini istemeyiz.Aslında teknoloji bu işi de çözdü şimdi bir sürü çalma listeleri var  okurken,gezerken,yemek yaparken müzik diye onlardan birini dinleyebilirsiniz ;ben buraya bir örnek liste ekledim sizin için bense genellikle kafe müzikleri veya klasik müzik dinliyorum tercih sizin.























Humus
Malzemeler:
-3 su bardağı haşlanmış nohut
-1/3 su bardağı tahin
-2 limonun suyu
-1 çay kaşığı kimyon
-1 çay kaşığı tuz
-2-3 diş sarımsak
-1/2 çay bardağı su

Yapılışı:
-Bütün malzemeleri pürüzsüz bir hal alana kadar blendırdan geçirin eğer istediğiniz gibi pürüzsüz olmazsa biraz daha su ekleyip ezmeye devam edin.
-Üzerin tereyağ-pul biber ile veya az yağda hafif kızarttığınız pastırma ile süsleyebilirsiniz






































Muhammara 
Malzemeler:
-1 su bardağı domates salçası
-1 su bardağı tatlı biber salçası (acı da olur)
-1 su bardağı zeytinyağı
-1 paket etimek
-1 su bardağı ezilmiş ceviz
-4 diş ezilmiş sarımsak
-2 çay kaşığı karabiber
-2 çay kaşığı kimyon
-1 çay kaşığı pul biber
-nar ekşisi (süslemek için)

Yapılışı:
Etimekleri mutfak robotunda un haline gelene kadar çekin.Bütün malzemeleri karıştırma kabına alıp birbirine yedirene kadar karıştırın hatta yoğurun.Cam kavanoza doldurup buzdolabında muhafaza edin. İstediğiniz zaman servis yapabilirsiniz.Ertesi
gün daha lezzetli olacaktır.

   Oruç tutan evin delikanlarının isteği üzerine dün bu kolayca hazırlanan pizzayı yaptım hatta onlar da yardım etti bana.Erken gelen evin reisi ben de isterim deyince ikinci tepsi de çıktı ortaya ama ben sizinle 1 tepsilik tarifi paylaştım.Hamur mayalandı mı mayalanmadı mı derdi olmadan tuttu mu tutmadı mı acaba diye düşünmeden iftara 45 dakika kalmış bile olsa yetişecek ve herkesi çok memnun edecek bir pizza.

İftara Kolay Pizza

Malzemeler:
10 adet milföy hamuru

Hamurun Üst Sosu İçin:
-1 yemek kaşığı domates salçası,
-1 türk kahvesi fincanı sıvı yağı,
-3 diş ezilmiş sarımsak,
-1 tatlı kaşığı kekik,
-Karabiber,
-1 çay kaşığı tuz.

Pizza Üst Malzemesi:
-3-4 dilim sucuk,
-3-4 dilim salam,
-6-7 adet sosis,
-3 yemek kaşığı dilimlenmiş zeytin,
-1 küçk kutu konserve mısır.

Yapılışı:
-Sosu için; salçayı, sıvı yağı, sarımsağı, kekiği, karabiberi ve tuzu koyup iyice karıştırın.
hamurun üzerine hazırladığımız sostan sürün.
-Rendelenmiş kaşarın yarısını sosun üzerine serpin.
-Sonra üzerine sıra ile sucuğu, salamı, sosis, dilimlenmiş zeytin, konsere mısır,yerleştirin.Kalan kaşarı üzerine yayın.
-Önceden ısıtılmış 200° fırında 20 dakika pişirin.







İftar hazırlıklarına başlandığı şu anda sizlere yapımı çok kolay bir salata paylaşmak istiyorum.Zaten yapılışını okurken de anlayacaksınız sizi çok fazla oyalamayacak bir tarif,farklı farklı yapım aşamaları olan bir salata değil sadece malzemeleri doğrayıp karıştıracaksınız.Mantarın haşlanmasını saymazsak benim 10 dakikamı aldı.Umarım sizde kolayca yapar ve çok seversiniz.

Közlenmiş Biberli Mantar Salatası
Malzemeler : 
-300 gram mantar
-3 tane közlenmiş kapya biber
-1 küçük kutu konserve mısır
-dilimlenmiş siyah zeytin
-4 tane kornişon turşu
-1 tutam maydanoz
-1/2 limon
-nar ekşisi
-sızma zeytinyağı
-tuz
Yapılışı:
-Mantarları küçük küpler halinde doğrayıp yarım limon sıkılmış suda haşlayın.
-Közlenmiş bibeleri,turşuyu,maydonuzu doğrayın.
-Bütün malzemeleri karıştırıp tuzunu,yağını,ekşisini ayarlayıp iftarı bekleyin.
*siyah zeytin yerine yeşil zeytin de kullanabilirsiniz.
*yeşillileri istediğiniz şekilde değiştirebilirsiniz dereotu,nane vs.
Afiyet olsun


   

  
     Hakkında okuduğum yorumlarda yazdıkları kadarı ile diğer izleyenler gibi aslında pek bir beklentim olmadan gittim bu filmde tam bir ters köşe yaşadım.Semtimize yakın sinema salonunda en izlenebilecek  gibi duran filmde kral vardı isminde efsane vardı e bir de 3 boyutlu deniyordu daha ne olsundu,fragmanını da görünce seyretmeye değer buldum evin reisini cebren ve hile ile ikna ettim ve kendimizi gişenin önünde bulduk ve çok keyifli 2 saat geçirdik.Klasik orta çağ filmidir diye beklerken (fragmanını nasıl izlemişsem artık) yönetmen Guy Ritcihe çıktı.



    Film başladığında yaşadığım ilk sürpriz yönetmeninde olduğunu yazmıştım yukarıda zaten zatıalilerinin Sherlock Holmes serisini de çok beğenmiştim ve onun hakkında da yazmıştım yıllar önce.İkinci sürpriz ise oyunculardan biri olan Jude Law da oldu.Sherlock Holmesda ne kadar naif ne kadar iyi yürekli ise burada da bir o kadar kötü yürekli ve hırslı bir karakteri canlandırıyordu.Hele bir sahnedeki tahtta oturuşunda taındığı yüz ifadesi vardı ki dersin adam yüz yıllardır İngiltere tahtında oturuyor,bakışları ile karşısındakini öyle bir eziyor ki eskilerin değimi ile resmen tiskindim adamdan.Özellikle Artuhurun büyüme sürecinin gösterildiği bölüm tekrar tekrar izlenilesiydi ve neden yurdum filmlerini seyretmeyi tercih etmediğimi soranlara delil olarak gösterilecek nitelikteydi ve böyle sahneler çektiler de seyretmedim mi dedirtecek cinstendi.



  
   Filmleri film yapan bir de müzikleridir diye düşünenlerdenim burada da müzikler çok güzel ve etkiliydi.Daniel Pemberton yapmış müzikleri.Merak edenler için buraya linkini bıraktım. Benim favorim olan bölümün linkini de buraya ekleyeyim ve itiraf edeyim evet bu yazıyı yazarken de arkada o çalıyordu,dursun şöyle kenarda açar arada dinlerim siz de dinleme isterseniz tıklamanız yeterli.Filmi de seyretmek isterseniz naçizane derim ki 3 boyutlu olan bu filmi dublajlı seyredin zaten sahneler çok hızlı alt yazı peşinde koşmak yerine Arthurun peşinde koşmayı tercih edersiniz zannımca şimdiden iyi seyirler.







 
         Sinemada filmin fragmanını izlerken sır İstanbulda çözülecek cümlesini  duyunca heyecanlanmıştım bu film seyretmek için Dan Brownun henüz okumadığım tek romanının filmi çekilmişti hem de İstanbulda geçiyordu ama filmi seyrederken bir kaç hayal kırıklığı yaşadım. İstanbul sahneleri beklediğimden daha kısaydı ya da fragmanın etkisinde kalmıştım daha fazla sahne bekledim bilemiyorum.Floransa ve Venedik sahneleri çok güzeldi tarihi mekanlar da gezmek hep hoşuma gider müzelerin normalde giremeyeceğimiz köşelerine bu tür filmler sayesinde rahatça girip çıkabiliyoruz bir de Hans Zimmer müzikleri eşliğinde olunca bu gezi daha ne olsundu.Ben bu filmi küçük bir orta çağ turu havasında izledim.Klasik Dan Brown senaryosu zaten bulmacalar ve ipuclarini takip edip tarihi mekanlarda geziyoruz bol bol ve sonunda ise üniversitede tarih bölümü okumadığıma tekrar pişman oluyorum.
      Bu yazıyı hazırlamak için bilgisayarımın başına geçince ufak bir araştırma yaptım ve filmin tehlike içeren sahneleri yüzünden Yerebatan Sarnıcında değil de Budapeştede hazırlanan bir platoda çekildiğini de öğrenmek beni şaşırttı adamlar sarnıcın birebir aynısı inşa etmişler iyi de etmişler ama Hollywoodun sık sık işlemeye başladığı bu dünya nüfusu hızla artıyor azaltmak lazım senaryoları beni korkutmuyor değil hem de neden bu virüs İstanbuldan yayılıyor bu da kocaman bir soru işareti kafamda.
       Ben seyrederken mest oldum ama belirtmeden de geçemeyeceğim siz çok şey beklemeyin Da vinci Şifresinden sonra vasatın altında kalmıştı bence boş zamanınız varsa ve yapacak bir şey bulamazsanız izleyin sıkılmazsınız.Son olarak bu yazıyı kitabı okumadığımı tekrarlayarak bitireyim.
        "yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı" Cemal Sureyya

     Cemal Süreyyanın bu dizelerini ilk okuduğumda ne güzel de özetlemiş mevzuyu diye düşündüm. Artık neden kahvaltı yapmanın beni bu kadar mutlu ettiğini kelimelerle ifade edebilir olmuştum Kahvaltı mutluluk yaşatıyorsa bana,pazar kahvaltısı mutluluğun kralını yaşatıyor.Hemen herkese aynı etkiyi yapıyordur zannımca.Hafta boyu okul veya iş telaşı yüzünden evden erkenden çıkan ev ahalisi olarak ancak pazarları bir araya toplanabiliyoruz telaşsız.O zaman da hem evdekiler hem de masamız kahvaltıların en güzelini hak ediyor diye düşünüyorum(ne kadar da düşünceliyim bugün) çoğunlukla ve giriyorum mutfağa.Yeni tarifler de denediğim oluyor tıpkı bugün yaptığım gibi ve/veya denediğim sonucunu da çok beğendiğim tarifleri tekrar yaptığım da oluyor.İçimden nasıl gelirse reklam koktu sanki bu cümle....
    Bu pazar yaptığımız kahvaltıdan iki tarif paylaşacağım bugün sizlerle ilki yeni bir tarifti ama sonucu o kadar beğendik ki artık tarif defterimde yani bloğumda yerini aldı bile.Mantar Kavurma:Lezzet dergisinin Ağustos sayısında ek olarak verilen Zengin Kahvaltı Sofraları kitapçığından uyarlama yaptım orijinal tarifte sandviç ekmeklerinin içine doldurulup fırınlanıyordu ama ben klasik Türk ailesinin yapacağı gibi ekmek bandıra bandıra yiyelim istedim siz dilerseniz fırınlaya bilirsiniz.İkinci tarifim ise aslında çok basit ama bir o kadar da lezzetli bir tarif Patates Kavurması bu tarifi de Nefis Yemek Tariflerinde görüp denemiştim.Lafı kısa kesip tariflere geçeyim ben en iyisi


Mantar Kavurması
Malzemeler:
-1 yemek kaşığı tereyağı
-1 kuru soğan
-10 mantar
-2 sivri biber
-1 kapya biber
-1/2 çay bardağı krema
-1/2 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
-tuz,karabiber,pul biber,kekik
Yapılışı:
-Tereyağını bir tavada eritin.Soğanı ve mantarı ekleyip soteleyin.
-Biberi ilave edip sotelemeye devam edin,
-Kremayı baharatları ve kaşar peyniri ekleyip ocaktan alın.Sıcak servis yapın


Patates Kavurma
Malzemeler:
-4 orta boy patates
-100 gram tereyağ
-tuz,karabiber,nane,kekik yani dilediğiniz baharatlar
Yapılışı:
-Patatesleri soyup küp küp doğrayıp bir tencereye alın üzerini 3-4 parmak geçecek şekilde su ekleyin ve orta ateşte kaynamaya bırakın.
-Kaynamaya başlayınca ocağı biraz kısıp tuzunu ekleyin yumuşayıncaya kadar pişirin.(çok pişirmeyin kavururken dağılmaması için) ve süzün.
-Tavaya tereyağını koyup eritin ve patatesleri ekleyip baharatlarını serpin çok fazla zedelemeden patatesler iyice yumuşayana kadar kavurmaya devam edin.Sıcak servis yapın.